Kategori arşivi: Eğitim

YGS Hazırlanma Teknikleri

YGS Hazırlanma TeknikleriHayatımıza yön veren meslek seçiminde oldukça etkili olan sınavlardan birisi YGS sınavıdır. Bu sınavdan aldığınız puanlara göre öğrenciler üniversitelere yerleştirilir. Hayati öneme sahip olan bu sınava nasıl hazırlanmalı? Bu sorunun cevabı hayatımıza damga vuracaktır. O yüzden yazı dizimizi dikkatle izlemenizi tavsiye ederiz.

YGS sınavına hazırlanırken şu hususlara dikkat etmelisiniz:

1-DİSİPLİNLİ ÇALIŞMA: Çalışmalarınızı disipline sokmalısınız. Bu anlamda Özel liselere kayıt olup çalışmalarınıza disiplin katmalısınız. Kafanız estiğinde sınava oturup çalışıyorsanız çalışmanız verimli olmayacaktır. Hayat gibi sınav için kendinizi hayatınızı düzene sokmalısınız.

2- PSİKOLOJİK BÜTÜNLÜK: Kendini eve kapatıp sabahtan akşama kadar test çözmek doğru değildir. Sınavı kazanmak için bilgi birikiminin yanında sağlam bir psikolojik yapınızın olması gerekir. Bu anlamda insanların arasına girip sohbetler etmeli enerjinizi boşaltmalısınız. İçe kapanmak, kendinizi insanlardan toplumdan soyutlamak doğru değildir. Sınav önemlidir fakat insan hayatından insanların ilişkilerinden daha önemli değildir.

3-ENERJİNİZİ BOŞALTIN: Halı saha maçlarına gidin. Piknikler yapın gezin eğlenin. Sınav maratonundasınız diye kendinizi eve kapatmanız doğru değildir. Enerjinizi doğru yerlerde doğru bir şekilde boşaltmalısınız. Hayattan kopmayın enerjinizi boşaltacak sizi mutlu edecek etkinliklere katılın.

4- ZENGİN ÖĞRENME ORTAMI: Zengin öğrenme ortamlarına girin. Bu anlamda etüt merkezlerinde etütleri kaçırmayın. Sessiz ve verimli çalışma ortamı olan kütüphanelere sık sık gidin. Zengin öğrenme ortamları sizi başarıya bir adım daha yaklaştıracaktır.

Verimli Ders Çalışma Ortamı Nasıl Hazırlanır?

Verimli Ders Çalışma Ortamı Nasıl Hazırlanır?Başarılı evlat yetiştirmek tüm anne ve babaların ortak isteğidir. Bunu gerçekleştirmek için evlatlarımıza verimli çalışma ortamları hazırlamamız gerekir. Eğitimci bir baba olarak bu yazı dizimde sizlere verimli ders çalışma ortamı hazırlama konusunda sahip olduğum bilgi ve deneyimleri aktaracağım. Keyif alarak fayda bulacağınız bir yazı dizisi olacağını düşünüyorum.

Verimli bir çalışma ortamı için mutlaka çocuğunuza ait bir oda olması gerekir. Çocuk odasını sahiplenirse bu odada geçirdiği vakit onun için zevkli eğlenceli hale gelecektir. Çocuk odasında çocuğunuza ait her şey olmalı. Çocuğunuzun dolabından giydiği kıyafetlere kadar her şey çocuğunuzun odasında olmalıdır. Çocuk odayla bütünleşmeli ve ona sahip çıkmalıdır. Huzur bulduğu ortam onda çalışma isteği uyandıracaktır.

Verimli çalışma ortamında en önemli unsurlardan birisi ışık durumudur. Işık durumu iyi ayarlanmış olması gerekir. Çok fazla ışık çocuğunuzun gözünü alacağı gibi az aydınlanmış oda da çocuğunuzun göz sağlığını bozup çalışma azmine balta vuracaktır. Işık yukarıdan gelmelidir. Sarı ve kırmızı ışık yerine beyaz ışık tercih edilmelidir. Işık sol arka taraftan gelmelidir. Işık çocuğunuzun gözünü almamalıdır.

Verimli çalışma ortamında önemli diğer unsur ses sistemidir. Çocuğunuzun dikkatini dağıtacak sesli ortamlardan uzak olmalıdır. Televizyonlu odaya uzak sesten arınık sakin bir ortam olmalıdır. Ses dikkati dağıtacağı gibi çocuğunuzun çalışma ilgisini yok edecektir. Verimli çalışma ortamında dikkati bozabilecek tüm unsurlar önceden ortadan kaldırılmalıdır.

Tutarsız Öğretmen Davranışları

Tutarsız Öğretmen DavranışlarıÇocuk gözünde öğretmen eşsiz ve değerlidir. Öğretmen sınıftaki duruşu hal ve hareketleri ile bu değeri sağlar. Öğrencinin gözünde öğretmen her zaman değerlidir. Öğretmenler zamanla yanlış tutum ve davranışlar sergileyerek bu değeri zedeleyebilir. Bu anlamda öğretmenlerin çok dikkatli olması gerekir.

Öğretmenlerin en fazla sergilediği olumsuz davranış tutarsızlıktır. Aynı olay ve davranışa farklı tepkiler vermek, tutarsız davranmak öğrencinin öğretmenine olan ahlak ve yargı sistemini sekteye uğratmaktadır. Çok yaramaz bir öğrenci bir olumsuz davranış sergilediğinde çok şiddetli cezalar alırken, sınıfın zeki çocuğu aynı davranışı sergilediğinde küçük bir uyarı ile olay kapatılmaktadır. Öğrenciye göre ceza tipi belirlemek öğretmenin en büyük tutarsızlığıdır.

Öğretmenler her zaman tutarlı olmalıdır. Her olumsuz davranış aynı şekilde değerlendirilmeli öğrenciye göre ilkesi ortadan kaldırılmalıdır. Öğretmen tutarsızlıkları öğrencinin öğretmene olan sevgi saygı ve güven duygusunu zedeler. Bu anlamda adil olmak öğretmenliğin etik gereğidir.

Tutarsızlık öğrenci zihninde ciddi dengesizliklere neden olur. Aynı davranışı sergileyen diğer arkadaşının bu şekilde değerlendirilmemesi öğrencide öğretmenim acaba o öğrenciyi daha mı çok seviyor sorusunu akıllara getirir. Öğrenci kendisini dışlanmış ve yalnız hisseder. Öğretmenine olan sevgisi azaldığı gibi derslere katılmak istemez, okula gelmeyi canı gönülden istemez.

Öğretmenler tutarlı davranışlar sergilemelidir. Her daim öğrencilere eşitlik ilkesine göre yaklaşmalıdır. Yoksa adalet eşitlik gibi konuları anlatırken kendisi ile çelişmiş olur.

Televizyon Karşısında Ders

Televizyon Karşısında DersTek odalı sobalı evlerde yaşayan birçok öğrenci maalesef derslerini televizyon karşısında yapmak zorunda kalmaktadır. Televizyon ve dizi tutkunu anne ve babalar televizyonu kapatıp sessiz bir ders ortamı sağlamak yerine çocuklarını soğuk odaya göndermeyi tercih etmektedir. Soğuktan üşüyen ve battaniyenin altına gizlenen çocuk hızlıca dersini bitirmenin peşine düşüyor. Anlamdan âlal acele ödevini yapan çocukların başarı durumu da düşük olmaktadır.

Soğuk odaya gitmek yerine televizyon karşısında ders çalışan çocuklarda ödevlerini kafa karışıklığı içinde anlamadan yapmaktadır. Televizyon ciddi dikkat dağınıklığına neden olmaktadır. İnsan zihni aynı anda iki şeye adapte olamamaktadır. Böyle durumda iki şeyde yarım yamalak gerçekleşmektedir. Kulağında müzik aleti kitap okuyan kişiler ne okuduğu kitaptan bir şey anlayabilir ne de dinlediği müzikten.  Dikkatini bir noktaya yoğunlaştırmakta zorlanan çocuklar televizyon karşısında dikkatleri hepten dağılmaktadır.

Televizyon karşısında ders çalışan çocukların akademik başları düzeyi oldukça düşük çıkmıştır yapılan son araştırmalarda. Hal böyle olunca anne ve babalara bu konuda ciddi görev ve sorumluluklar düşmektedir. Hiçbir şeyin evladınızdan daha değerli olmadığını düşündüğümüzde akşam bir saat televizyon izlememek size büyük kayıplar yaşatmayacaktır. Televizyon karşısında ders çalışamaya mahkum ettiğiniz evlatlarınızın akademik başarısını çaldığınızı onu başarısız olmaya ittiğinizi unutmayın. Tüm bu olumsuzluklardan sonra başarısızlığın faturasını evlatlarınıza kesmeniz de haksızlığın ayrı bir boyutudur. Bu anlamda fedakâr olmalı evlatlarınıza verimli çalışma ortamları hazırlamak anne ve baba olarak sizin ilk vazifenizdir.

Seçimlere Saygı Duymak

Seçimlere Saygı DuymakAnne ve baba olarak evladımızın doğru seçimlerde bulunmasına yardımcı olmak bizim asli görevlerimizdir. Fakat seçim yaparken çocuklar hiçbir şeyden anlamaz onun yerine ben seçerim anlayışını terk etmemiz gerekir. Çünkü yanlış da olsa çocuk kendi seçimini kendisi yapmalıdır. Hayat boyu seçimlerine ailesi karar veren çocuklar öz güveni düşük çocuklar olarak her zaman yol ayrımında seçimlerde hep birilerinden seçim yapmasını beklemektedir.

Anne ve babalar çocukların seçimlerine saygı duymalıdır. Hangi mesleği seçmeleri gerektiğinden tutun okulda hangi pantolonu giyeceğine karar vermeye kadar birçok noktada seçimler çocuğa bırakılmalıdır. Anne ve baba olarak seçimlerinde seçici değil yönlendirici olmalıyız. Onlar adına karar vermenin doğru olduğu anlayışı yıkılmalıdır. Yanlış kararlar verdiğinde ne gibi sonuçlar yaşayabileceğini yaşayarak görmesi sağlanmalıdır. Anne ve baba seçim yaptığında ilerleyen yıllarda çocuklar seçimlerden dolayı anne ve babasını suçlamaktadır.

Anne ve babasının baskısı ile meslek seçmek zorunda kalıp hayat boyu bunun pişmanlığını yaşayan insanlar var. Bu yüzden anne ve babalar seçimlere saygı duymalıdır. Meslek seçimini bireye bırakmalıdır. Çünkü hayat boyu bu seçimin pişmanlığını yaşayacak olan kişi anne ve baba değil bireydir. Çocuğa seçme şansı vermemek onun adına seçimler yapmak iyi bir anne ve baba olmanın göstergesi değil evladına saygı duymayan despot anne ve baba olmanın göstergesidir. Bu anlamda yanlış da olsa seçimler çocuklara bırakılmalıdır.

Öğretmenin Öğrenci Başarısındaki Payı

Öğretmenin Öğrenci Başarısındaki PayıÇocuğunuzu başarısız ilan etmeden önce mutlaka çocuğunuzun başarısız olmasının temel nedenlerini iyi araştırmalısınız. Bu anlamda çocuğun başarısında birinci etken öğretmen faktörüdür. Öğrencinizin başarısız olmasının temelinde öğretmen faktörü yatabilir. Bu anlamda direk çocuğunuzu suçlamak yerine çocuğunuzun öğretmenini de gözlemlemeniz de fayda vardır.

Öğretmen kendini iyi yetiştirmiş ve ispat etmişse faydalı olur. Bugün bir çok öğretmenimizin özel sorunları var. Bir çok öğretmenimizin kafası maalesef karışık durumdadır.  Bir çoğu atama bekleyen ücretli öğretmenlerden oluşuyor. Gelecek kaygısı taşıyan bir taraftan KPSS kurslarına gidip bir taraftan okulda öğretmenlik yapmaya çalışan öğretmenler var. Aklı mantığı duyguları ikiye bölünmüş bir öğretmen nasıl faydalı olabilsin çocuklara.

Bir çok öğretmen pedagojik anlamda kendini yeterli seviyede yetiştirmiş değil. Nerede nasıl davranacağını bilmeyen tecrübesiz binlerce öğretmenimiz var. O yüzden bir veli olarak öğretmenleri mükemmel görmeyin. Çocuğunuzun öğretmenini mutlaka tanıyın. İyi yetişmiş kendini ispat etmiş başarılı öğretmenlere çocuklarınızı emanet etmeye çalışın.

Çocuk öğretmenini sevmiyorsa, öğretmeni ile sorun yaşıyorsa, sorunlu bir öğretmense çocuğunuzun başarısız olması gayet normal bir durumdur. Bu anlamda çocuğunuzu öğretmenini iyi tanımaya sağlam diyaloglar kurmaya başlayın. Öğretmen ile sık sık görüşüp çocuğunuzun durumu hakkında bilgi verin. Sınıfın sorunları ile ilgilenip çözüm üretme konusunda öğretmene tam destek vermelisiniz.

Öğretmen çocuk başarısında çok etkindir. Bu anlamda çocuğunuzun başarısızlığı bir nevi öğretmenin başarısızlığıdır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalıdır.

Öğrenmenin Pekiştirilmesi

Öğrenmenin PekiştirilmesiÖğrenme bireyin davranışlarında değişiklik meydana getirme süreci olarak bilinir. Bu sürecin başarılı olması için öğrenmenin anlık değil kalıcı boyutta olması gerekir. Kalıcı öğrenmeler için pekiştirmeler oldukça önemlidir. Öğrenmenin pekiştirilmesi farklı aşamalarda gerçekleşir. İlk aşama öğrenme esnasında öğretilenlerin bol örneklerle gösterilmesidir. Bir defa gösterilen bilgiler çabuk unutulabilir. Örnekler anlatılanların zihne sağlam yerleşmesine neden olur. Çağrışımları kuvvetlendirir.

Konular öğretildikten sonra verilen çalışma yaprakları ve konu tarama testleri öğrenmeyi pekiştiren diğer araç gereçlerdir. Testlerde konunun farklı boyutları ele alınır.  Olayları farklı değerlendirme, olumsuzluklar arasından ayırt etme gibi birçok davranış kazanılabilir. Testlerde yanlışlardan yola çıkarak doğrulara ulaşılabilir. Bir olayın farklı durumları testlerde çeldirici olarak konulabilir.

Öğrenmenin pekiştirilmesinde diğer enstüruman ev ödevleridir. Ev ödevleri ile öğrenilen bilgiler evde veli destekli pekiştirilmiş olur. Evde boş vakti değerlenen çocuk farklı zamanlarda öğrendiklerini pekiştirme imkanına sahip olur. Ev ödevleri çocukların seviyelerine uygun verilmelidir. Okulda öğrenilen bilgilerle eşdeğer olmalıdır. Ödevler öğrenciyi sıkmamalı ve boğmamalıdır. Çocuklara okulda öğrenmedikleri konulardan ödev vermek çocuğun başarısız ve yetersiz olduğu duygusuna kapılmasına neden olacaktır. Bu yüzden mutlaka konular önce çocuğa okulda öğretilmeli ve ona göre ödevler verilmelidir.

Ödevler mutlaka kontrol edilmelidir. Çocuğun yanlışı anında düzeltilmelidir. Böylece öğrenilenler de yanlış anlaşılmalar giderilir tam ve sağlam öğrenme gerçekleşmiş olur. Ödevler mutlaka çocuklarla birlikte değerlendirilmeli her ödev doğru kabul edilmemelidir.

Öğrenilmiş Çaresizlikten Kurtulmak

Öğrenilmiş Çaresizlikten KurtulmakÖğrenci başarısında benlik bütünlüğü ve öz güven önemli kavramlardır. Öğrencinin kendini değersiz hissetmesi yanında ne yaparsa yapsın kendini başarısız hissetmesi ve başarısız olacağına ilişkin tutumlarına öğrenilmiş çaresizlik denir.  Bu duygu öğrencinin başarılı olmak için harekete geçmesi gereken dürtüye zincir vurur. Öğrenci çalışmak istemez. Nasıl olsa yine yapamayacağım diyerek denemelerden uzak durur.

Öğrenilmiş çaresizlikten kurtulmak için öğrenci öğretmenine ve velilerine önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. Öğrenci başarılı olduğu her durumda mutlaka ödüllendirilmelidir. İşin aslında zor olmadığını, işin ilminin bilinmesi gerektiği, herkesin rahat başarılı olabileceği uygun bir dille ifade edilmelidir. Zor diye bir şeyin olmadığını zorluğu insanın pes etme durumu ile alakalı olduğu anlatılmalıdır.

Öğrenilmiş çaresizlik genelde başarısız denemelerden sonra gerçekleşir. Kişi başarısız olma nedenlerini araştırmak yerine kendine yüklenir. Yetersiz ve  beceriksiz olduğunu düşünmeye başlar. Bir kaç denemeden sonra artık başarma konusunda umudu azalan kişi artık ne yaparsam yapayım başarılı olamayacağım diyerek denemelerden vazgeçer. Bu durumda olan kişilerin iyi bir rehberliğe ihtiyacı vardır. Başarısız olma nedenleri tüm çıplaklığı ile kişinin gözleri önüne serilmelidir.

Öğrenilmiş çaresizlik sonucunda kişiler pasif hale gelir. Boş vermiş bir yapıya bürünen kişi hedefsiz hayat onu nereye sürüklerse o yönde hareket eder. Bu tip kişilere kısa vadeli hedefler koyup başarma duygusu yaşatmak gerekir. Bunu da ancak okulda öğretmenler evde anne ve babalar sağlayabilir.

Öğrencilerde Özgüven Eksikliği

Öğrencilerde Özgüven EksikliğiBir işi yapabilme konusunda inanç yapısına özgüven denir. Özgüveni yüksek kişiler kendisine verilen görev ve sorumlulukları tek başına zorlanmadan yapabilirler. İşi yapabilme konusunda kendilerine güvenleri sonsuzdur. Başarısızlıkta yılmazlar ve dönüp nerde yanlış yaptıklarını bilirler. Özgüven eksikliği olan bireyler verilen işleri sürekli gözetim ve denetim altında yapmak isterler. Hata yapmaktan korkarlar ve yapılan hatada dışarıdan destek beklenir.

Özgüven bireye evde verilmeye başlanır. Ev yaşantısında her şeyi çocuğun abisi ve ablası yapmışsa çocuğa görev ve sorumluluk verilmemişse bu çocuklarda ciddi özgüven eksikliği ortaya çıkar. Aman yavrum sen kırarsın, sen dökersin diyerek çocuğun elinden alınan her iş çocuğun kendine olan güvenine vurulmuş bir baltadır. Çocuğun kendisini eksik ve yetersiz hissetmesine neden olur. Bu anlamda aileler mutlaka çocuklarına yapabilecekleri görev ve sorumluluk vermelidir.

Özgüveni baltalanmış kendini değersiz ve yetersiz hisseden çocukların okulda başarılı olması zaman almaktadır. Öğretmenlerin okulda yaptığı ilk iş özgüven tazelemesidir. Çocuğa yapabileceği görevler verip başardığında ödüllendirip çocuğun beceriksiz olmadığı çocuğa kanıtlanır. Zamanla çocuk kendini değerli ve önemli hissetmeye başlar. Okulda becerikli evde ise yetersiz olduğunu anlamaya başlar. Okulda verilen her görevi başarı ile yapmaya devam eder. Davranışları ve benlik bütünlüğü kendisine yaklaşılan yer ve kişilere göre değişir. Bu anlamda anne ve babalar çocuklarını her zaman desteklemelidir. Onlara özgüven aşılamalıdır.

Öğrenciler Neden Devamsızlık Yapar?

Öğrenciler Neden Devamsızlık Yapar?Öğrenciniz çok sık devamsızlık mı yapıyor? Sabah okula gitmemek için türlü türlü yalanlar mı atıyor? Okulu kırmak için elinden geleni yapıyor mu? Bu durumda kendinizi çaresiz hissediyorsanız yazı dizimizi dikkatle okumanızı tavsiye ederim. Yazı dizimiz problemlerinize çözüm üretmek adına yazıldı.

Öğrencilerin devamsızlık yapmasında birinci etken öğrencinin okulu sevmemesinden kaynaklanır. Öğrenci velisi olarak yapacağımız ilk iş öğrencimizin okulu sevmeme nedenini bulmamız gerekir. Öğretmen, arkadaş, okul yönetimi hangisi ile sorun yaşadığını bulmalıyız. Sorunlar çözülmeden öğrencinin okula olumlu tutum beslemesi zordur. Öğrencimizi karşımıza alıp okulla ilgili duygu ve düşüncelerini almalıyız. Okulu neden sevmediğini açık yüreklilikle dile getirmesine imkan vermeliyiz. Öğrencinin  okulla arkadaşlarıyla yada okul yönetimiyle hangisi ile sorunu varsa bu sorunu çözmeye çalışmalıyız.

Öğrencinin devamsızlık yapmasının diğer bir nedeni okulun çocuğa hapishane gibi gelmesidir.Maalesef okullarımızı eğlence merkezi haline getiremiyoruz. Yoğun ders müfredatı ile öğrencilerimizi çok sıkıyoruz. Günlük 5-10 dakikalık teneffüsler çocukların oyun ihtiyacı için yeterli değildir. Dersler tek tip düz anlatımla zevksiz bir biçimde işleniyor.  Çocuklarımızın okulda ruhu sıkılıyor enerjilerini boşaltmada sıkıntı çekiyor.

Öğrencinin okulu sevmemesinin diğer bir nedeni başarısız olma korkusu ve aile baskıdır. Öğrencilerini yarış atı gibi yarıştırma peşinde koşan aşırı takipçi anne ve babalar çocukların okuldan soğumasına neden olmaktadır. Başarılı olamama korkusu çocuğun okula karşı olumsuz duygular beslemesine neden olmaktadır.

Öğrenci Yetiştirmede Velilere Düşen Görev ve Sorumluluklar

Öğrenci Yetiştirmede Velilere Düşen Görev ve SorumluluklarBeslenme: Öğrenciler okula mutlaka kahvaltı yaparak tok karına gelmelidir. Aç gelen öğrenci dersleri anlama güçlüğü çekmektedir. Bu yüzden mutlaka her öğrencinin sabah kahvaltı yapması gerekir. Öğrenciye mutlaka beslenme çantası hazırlanmalıdır. Bu çanta hazır gıdalardan değil tamamen doğal ürünlerden oluşmalıdır. Ekmek arası patates kızartması, sıkma, börek, şebit, gibi besleyici ve doyurucu gıdalardan oluşmalıdır. Çocuğun cebine 5 lira para koymakla iş bitmiyor. Böyle yaparak çocuğun dışarıdan besin değeri düşük sağlıksız gıdalarla beslenmesine kapı açtığınızı unutmayın.

Başarı Durumunun Takip Edilmesi: Öğrenciyi boş bırakmamak gerekir. İzlenildiğini takip edildiğini bilen öğrenci eylemlerinde daha dikkatli olacaktır. Onu takip etmeniz ona onunla ilgilendiğiniz imajını da verecektir. Öğretmeni ile sıkı diyalog kurmalı toplantılara katılmalısınız. Sık sık telefon görüşmesi ile öğrencinin başarı durumu hakkında bilgi almalısınız. Sıkı diyalog öğrenciyi daha sıkı çalışmaya itecektir. Size bir çok konuda yalan söylemesinin önüne de böylece geçmiş olursunuz.

Devam Durumunun Takip Edilmesi: Sabah okula gidiyorum diye çıkan çocuğunuz acaba gerçekten okula gidiyor mu? Devam durumunu sıklıkla takip etmelisiniz. Unutmayın bir çok zararlı durum önceden tespit ile önlenebilir. Çocuk okula gitmediğinde mutlaka bunun bir cezası olmalıdır. Çocuk sizden çekinmeli üzerinde hakimiyet kurmalısınız. Devam durumunu okul yönetimini öğretmeni arayarak öğrenebileceğiniz gibi e-okul bilgilerini girerek internetten de öğrenebilirsiniz.

Öğrenci Derse Nasıl Güdülenir

Öğrenci Derse Nasıl GüdülenirBir işin yapılması için insanı harekete geçiren güce güdü denir. Güdülenmiş insanlar eylemlerinde her zaman başarılı sonuçlar elde eder. Çünkü bir işte başarılı olmanın temel koşulu o işi yapmaya istekli olmaktır. İnsan istedikten sonra başaramayacağı şey yoktur. Bu anlamda öğrencilerimizi derse karşı iyi güdülürsek başarı kendiliğinden kapımızı çalacaktır.

Peki öğrenci derse nasıl güdülenir? Bir eğitimci olarak bu sorunun cevabını bu yazı dizimde tartışacağım. Öğrencinin derse güdülenmesi için öncelikle çocuğun derse karşı olumlu tutum geliştirmesi gerekir. Başaramama korkusunu aşmış dersi sevmeye başlamış olması gerekir. Bir çok öğrenci derse karşı olumsuz duygu ve düşünceler besler. Ön yargıların da harekete geçmesi ile birlikte öğrenci o dersi ne yaparsa yapsın başaramayacağı düşüncesiyle derslerine iyi çalışmaz. İlk yıkılması gereken tabu budur.

Dersin amaçları ve kişiye kazandıracağı değerler çocuğa iyi anlatılmalıdır. Derste başarılı olmak için neler yapılması gerektiği dersle ilgili sahip olduğu yanlış öğrenmeler giderilmelidir. Dersin aslında zor olmadığı zevkli ve eğlenceli bir ders olduğu çocuğa ispat edilmelidir. Tüm bunlar o dersin öğretmeni tarafından öğrenciye verilebilir.

Dersi ilgi çekici hale getirmek, dersin zor bir ders olmadığını öğrenciye ispat etmek, dersi eğlenceli ve zevkli hale getirmek, dersin öğrenciye katacağı artı değerleri öğrenciye anlatmak güdülenme aşamasında yapılacak ilk eylemlerdir. Dersi öğretmenini seven çocuk başarılı olacaktır.

Okullarda Güvenlik Sorunu

Okullarda Güvenlik SorunuEğitim ailede başlar okulla devam eder sosyal çevre ile şekillenir. Eğitimin sağlıklı yapılması için güvenli ortamların oluşması gerekir. Bu anlamda maalesef okullarımız çok güvenli mekânlar değildir. Özel okulların dışında milli eğitime bağlı okullarda okulların güvenliği nöbetçi öğretmenlere emanettir. Teneffüslerde kapılarda nöbet tutan öğretmenlerimiz ders zilinin çalması ile birlikte sınıflarına girmektedir. Bu anlamda yabancı birisi elini kolunu sallaya sallaya sınıflara girebilmektedir.

Okullarımıza güvenlik görevlisi şarttır. Bunun anlaşılması için okullarda katliamların yaşanması mı gerekir. Nedense devlet büyüklerimiz bunu görmüyor ya da görmek istemiyor. Her okulda mutlaka bir güvenlik görevlisinin olması gerekir. Okula giren yabancıların kimlik bilgileri kayıt altına alınmalıdır. Bugün her elini kolonu sallayan okula girememelidir.

Toplumda farklı guruplar kötü emmeler peşinde koşup okuldaki öğrencileri kullanabilir. Bu anlamda okullar güvenlik altına alınmalıdır. Bugün birçok okul önünde kavgalar değişik ticaretler yapılmaktadır. Uyuşturucudan esrara birçok zararlı maddeler ilkokul bahçelerine kadar girmektedir.

Okul önlerinde çok sık karşılaşılan çocuk kaçırmaları da böylece sona erecektir. Okula atanan güvenlik görevlisi okulun gülen yüzü olacağı gibi velilerin okula olan güven duygusu artacaktır.  Hani bir güvenlik görevlisi ile bütün sorunlar çözülecek mi anlayışından uzak gerekli önlemlerin alınması temel esastır. Önlemleri almak ve tevekkül etmeliyiz. Yoksa önlem almadan olayların yaşanmamasını beklemek işi Allaha emanet etmekten başka bir şey değildir.

Ne İstediğini Bilmek

Ne İstediğini Bilmekİnsanlığın en büyük sorunlarından birisi ne istediğini bilmeyen hedefsiz ve amaçsız bir yaşam sürmesidir. Ne istediğini bilmeyen insan kendini ve çevresini büyük sıkıntıya uğratır. Hayat gayesi olmayan hedefsiz dolaşan bir nesil pimi çekilmiş bomba gibi çevresine dehşet saçar. Bir hedef dahilinde yürüyen insan hedefine ulaşmak için doğru zamanda doğru hamleler yapar.

Ne istediğini bilen gençler hedefleri doğrultusunda çalışır ve mücadele eder. Hedefine ulaşmak için bütün gücünü doğru yerde ve zamanda kullanır. Hedefi olmayan gençlerse rüzgar nerden eserse oraya hareket eder. Amacı olmayan gençler değişik fikir akımlarına kapanır ve tehlikeli odakların hedefi haline gelir.

Ne istediğini bilmeyen gençler evlilik yolunda da büyük sıkıntı çeker.  Ne istediğini bilmediği için karşı taraf kendisine ne sunarsa sunsun hep bir memnuniyetsizlik ve tatminsizlik içine girer. Duygularından emin olmayan gençlerse karşı tarafa acı ve ızdıraptan başka bir şey vermez. Arzularının peşinde koşan gençler ne istediğini bilmediği için arzu ve şehvetinin kurbanı olur.

Ne istediğini bilmeyen insanlarımız genelde hayatı da çelişki içindedir. İstek ve arzuları gelip geçicidir. Ne istediğini bilmediği için her istediğine sahip olmak ister. İstekleri yerine getirilmeyen kişi çevresine karşı büyük düşmanlık besleyebilir. Farklı duygu ve düşünceler içinde hayatı tutarsız yaşayan gençlerimiz kuru bir yaprak misali hayatta sürekli savrulur durur. Bu yüzden kişi ne istediğini bilmelidir.

Kötü Örnek Olmayın

Kötü Örnek Olmayınİyi evlat yetiştirmek tüm anne ve babaların ortak hedeflerinden birisidir. İyi evlat yetiştirmek iyi bir terbiye vermekten geçer. Terbiye verme konusunda ciddi sorunlarımız var. Bu yüzden toplumda terbiyeden uzak bozuk bir nesil yetiştirmeye başladık.

Çocuğum kitap okumuyor diye söylenip duran bir baba çocuğunun önünde hiç kitap okumuş mudur? Söylemek yerine eylemlerimizle çocuklarımıza örnek olsak daha doğru değil midir? Akşam televizyon seyretmek yerine televizyonları kapatıp elimize kitap gazete alsak çocuklarımızın da eline kitap versek günde 1 saat kitap okusak daha etkili ve güzel olmaz mı?

Sigara içip kumar oynayan bir babanın çocuklarına sigaranın ve kumarın ne kadar kötü bir şey olduğunu söylemesi kadar çelişkili bir durum var mıdır hayatta? Çocuklar hayat boyu büyüklerini örnek almıyor mu? Bir şeyin kötü olduğunu söylüyorsak o kötülükten önce bizim uzak kalmamız gerekmiyor mu? Çelişkili sözler ve öğütlerle çocuklarımıza ne kadar terbiye verebiliriz.

Kötü örnek olmak yerine iyi örnek olmayı neden denemiyoruz. Söylenmek yerine eyleme geçsek ve dürüst çelişkisiz bir yaşamla çocuklarımıza terbiye vermeye çalışmalıyız. Çocuklarımızı birbiri ile ve yakın arkadaşları ile kıyaslayıp bir başkası gibi olmasını beklemekte doğru değildir. Her birey değerli ve özeldir. Kişiyi olduğu gibi sevmeliyiz. Kötü alışkanlıkları ve huyları varsa bu huylarından vazgeçmesi için ona fırsatlar ve imkânlar sunmalıyız.

Kıyaslama mı Kıyım Mı?

Kıyaslama mı Kıyım Mı?Ahmet’in oğlu matematikte 13 net yapmış benim ki 10 net yapmış dur bunun hesabını ona bir sorayım gibisinden kıyaslamalarla evlatlarını yarış atı gibi yarıştıran anne ve babalar yüzünden bugün birçok gencimiz erken yaşta sinir krizlerine girip ruhsal dengesi bozulmaktadır.  Kıyaslamanın ne kadar kötü ve tehlikeli bir eylem olduğunu ne zaman fark edeceğiz. Her kıyaslama evladımızda derin yaralar açmaktadır.

Kıyaslama ile çocukların ruhsal dengesi bozulmaktadır. İlk önce birey kendini yetersiz hissetmeye başlar. Ne yaparsa yapsın sizi mutlu edemeyeceğini düşünmeye başlar. Gittikçe kendini kaybetmeye ve salıvermeye başlar. Siz onu ne yapsa beğenmeyeceğiniz için artık hayatı akışına bırakır. Mücadele etsem de bu kimsenin gözüne gözükmüyor diyerek mücadele ruhunu kaybedecektir.

Kıyaslanan çocuk kıyaslandığı çocuğa karşı için için kıskançlık ve öfke beslemektedir. Sahip olmadığı her özellik için karşı tarafı kıskanırken sürekli onun adı telaffuz edildiği için o arkadaşına karşı için için düşmanlık besleyecektir.

Kıyaslama bir kıyımdır. Çocuğunuzu olduğu gibi kabullenmelisiniz. Ona ne şartla olursa olsun güvenmelisiniz. Başarılarında olduğu gibi başarısız olduğunda da onun yanında yer almasını bilmelisiniz. Ona biricik ve değerli olduğunu hissettirmelisiniz. Başarılı olması için ona güzel olaylar anlatabilirsiniz. Fakat başarılı olmuş bir başka ismi hedef göstererek onun gibi olmasını beklemeyin.  Kıyaslamadan vazgeçtiğiniz gün evladınızı kazandığınız gün olacaktır. Bu yüzden mutlaka kıyaslamadan uzak durmaya bakın.

Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?Çocuğum bir türlü kitap okumuyor. Ne yaptıysam bir türlü çocuğuma kitap okuma alışkanlığı kazandıramadım diye söylenen velilerdenseniz yazı dizimizi dikkatle okumanızı tavsiye ederim. yazı dizimiz sizlerin sorunlarına çözüm üretmek adına uzman bir eğitimci ağzından yazıldı. Fayda bularak okuyacağınız bir yazı dizisi olacağını temenni ediyorum.

Çocuklar neden kitap okumak istemezler sebepleri şunlardır:

1-Kitap okumayı sevdirecek kitaplar aldınız mı çocuğunuza? Onun kolundan tutup kitapçıya götürüp haydi sana kitap alacam deyip seviyesine uygun kitapların olduğu reyona götürüp haydi okumak istediğin kitabı al deyip ona okuyacağı kitabı seçme şansı verdiniz mi? Yoksa ne olduğunu bilmediğiniz kitaplığınızdaki herhangi bir kitabı önüne verip al oku mu dediniz?

2-İlgisini çekecek tarzda kitapları ona sundunuz mu? Yaşına bulunduğu dönemin özelliklerine uygun kitaplarla onu tanıştırdınız mı? 3.sınıf olduğu halde ona 150 sayfalık büyüklerin bile okurken anlamada zorluk çekeceği romanlardan mı verdiniz.  Yazı puntosu büyük şekilli resimli yaşına uygun tarzda kitap vermediğiniz sürece çocuğun kitap okuma isteğini hızlandıramazsınız. Bu anlamda mutlaka çocuğun iç dünyasına hitap edecek kitapları bulmalı bu kitaplarla çocuklarınızı tanıştırmalısınız.

3-Çocuğunuzun önü sıra ona örnek olacak biçimde sizin de kitap okumanız gerekir. Unutmayın balık baştan kokar. Kitap okuyarak ona örnek olmalısınız. Yoksa oğlum hadi kitap oku demekle örnek olunmuyor. Bu anlamda üzerimize düşeni fazlasıyla yapmamız gerekir.

Kahvaltının Okul Başarısına Etkisi

Kahvaltının Okul Başarısına Etkisiİnsanı dinç kılan en önemli unsurlardan birisi beslenme alışkanlığıdır. Sabah kahvaltısı bu anlamda çok önemlidir. Sabah kahvaltı yapmadan işine giden kişiler genelde iş yerinde çalışırken isteksiz ve halsiz olur. Bu yüzden sabah kahvaltısı enerji depolamamızda önemli bir etkendir.

Sabah kahvaltısını yapmayan öğrenciler gelende okula isteksiz gelir. Okulda enerjiden düşüp halsiz bir şekilde ders dinlerler. Dikkatlerini yoğunlaştırmada zorluk çekerler. Bu yüzden anne ve babalar çocuklarına mutlaka kahvaltı hazırlamalıdır. Kahvaltıda abur cubur yemeyi kesip sağlıklı ürünler tüketmeleri sağlanmalıdır. Bu anlamda ideal sabah kahvaltısı yumurta, süt, peynir,zeytin gibi doğal ve besin değeri yüksek ürünlerden oluşmalıdır. Sabah kahvaltıda cips kola hamburger tost gibi atıştırıcı besin değeri düşük zararlı besin guruplarından uzak durması gerekir.

Sabah kahvaltısında taze sıkılmış meyve suyu da tüketilebilir. Çay öğrencinin zihinde olmasını sağlayabilir. Kahvaltıda öğrencinin midesini bulandırabilecek sucuklu yumurta gibi ağır besinler olmamalıdır.

Kahvaltıya ek olarak çocuğunuza mutlaka beslenme çantası hazırlamalısınız. Beslenme çantasına akan kokan besinler koymayın. Hafif çocuğunuz için sağlıklı ürünleri koymalısınız. Ayran, taze sıkılmış meyve suyu koyabilirsiniz. Yiyecek olarak ekmek arası kızartma, börek, gibi besin değeri yüksek severek yiyebileceği besinler koyabilirsiniz.

Kahvaltısını yapmış beslenmesi tam olan öğrencilerin derste daha dikkatli daha iyi güdülenmiş olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Bu yüzden çocuklarınızı mutlaka okula tok karna göndermelisiniz.

Evleri Eğitim Yuvasına Dönüştürün

Evleri Eğitim Yuvasına DönüştürünBenim evladım neden başarısız? Sorusuna çözüm bulmak isteyen anne ve babalara sesleniyorum. Lütfen cevabı uzaklarda aramayın. Acaba ben evladımın başarılı olması için elimden geleni ne kadar yapabildim? Evladımın başarısını arttırmak için neler yapmalıyım? Bu sorulara çözüm bulmak yerine başarısızlığı çocuğunuzda öğretmeninde arıyorsanız doğrudan bir hayli uzaklaşmışsınız demektir.

Televizyonlarınızı kapatın akşamları. Esra Erol evlilik programından daha önemli bir sorununuz var. Soğuk kış günlerinde tek odalı sobalı evinizde siz televizyon karşısında Esra Erol izlerken çocuğunuzun yan oda da soğukta ders çalışıp başarılı olmasını bekliyorsanız bence siz üzerinize düşeni yapmıyorsunuz demektir. Bu dünyada evladınız ve onun eğitiminden daha önemli hiçbir şey olmamalıdır. Bu anlamda televizyonları kapatın evladınıza sessiz sıcak bir eğitim ortamı hazırlamalısınız.

Canınız mı sıkıldı alın elinize bir kitap okuyucun evladınızın önü sıra. Kitap okumanın ne kadar güzel ve zevkli bir iş olduğunu sözlerinizde değil eylemlerinizde görsün. Ona sürekli kitap oku demek yerine sürekli onun önünde abartmadan kitap okuyun. İlgi çekici güzel yerleri ona da okuyun. Kitap okuma sevgisi baskı ile tehdit ile değil sevgi ile sevdirerek kazandırılabilir.

Evlerinizi eğitim yuvası haline getirin. Güncel olayları tartışın. Evladınıza despot bir ana ve baba olmak yerine ona arkadaş rehber olabilecek bireyler haline gelin. Bir de şu evladınızı başkaları ile kıyaslamayı bırakın. Onu olduğu gibi kabul edip sevmeye bakın. O zaman bakın her şey daha güzel olacak.

Eğitimin Başlıca Sorunları

Eğitimin Başlıca SorunlarıEğitimci bir baba olarak bu yazı dizimde eğitim sistemimizde gördüğüm eksiklikleri dile getireceğim. Temennim yazı dizimi bir devlet büyüğümüzün görüp eksikleri giderme konusunda gerekli adımları atmasıdır. Eğitim seminerlerinde forumlara bu eksiklikleri sıkılıkla dile getirmişimdir. Bir kerede burada dile getirmeyi bir eğitimci olarak borç bildim.

1-Ders Kitapları: Okullarda ücretsiz dağıtılan ders kitapları oldukça yetersiz içeriğe sahiptir. Bu anlamda okullarda 100 öğretmen varsa bunun 90 tanesi ders kitaplarının yetersizliğinden ve eksikliğinden yakınmaktadır. Bu eksikliği gidermek adına bir çok öğretmen yasal olmayan yöntem olan çocuklara kaynak kitap aldırmayı kullanmaktadır.

2-Eğitim sistemi: Eğitim sisteminde bazı aksaklıklar ve yanlış uygulamalar vardır. Bunun 1 tanesi sınıfta kalma uygulamasının kalkmasıdır. Çocuk çalışsa da çalışmasa da başarılı olsa da olmasa da üst sınıfa geçmesi eğitimde kaliteyi düşürmektedir. Çocuk aman be ne yoracağım kendimi nasıl olsa öyle de böylede geçeceğim deyip derslerine çalışmamaktadır. Sistemin kendisi çocukları tembelliğe itmektedir.

Bir okula bakıyorsunuz akıllı tahtalar projeksiyonlar her şey tamam. Diğerine bakıyorsun tebeşirli tahtada ilk çağı yaşıyor. Okullardaki bu dengesiz teknolojik dağılım adaletsizliktir. Bu anlamda bütün okullar eşit donanıma sahip olmalıdır. Birisini önemseyip diğerini önemsemek haksızlıktır.

4-Eğitim fakültelerinde verilen eğitim yeterli değildir. Lisenin devamı niteliğinde olmaktan çıkıp daha çok uygulama ve mesleki eğitim merkezleri haline gelmelidir.

Eğitimde Yanlış Hamleler

Eğitimde Yanlış HamlelerEğitim uzun ve yorucu bir süreçtir. Bu sürecin başarılı atlatılması ve mutlu sona ulaşılması için doğru yerde doğru hamleler atılması gerekir.  Bu yazı dizimizde eğitimde yanlış hamlelerden bahsedeceğiz. Yazı dizimizi dikkatli okuyan anne ve babalar yazı dizimizden sonra hayata bakış açıları değişecektir.

Eğitimde yanlış hamleleri şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

1-Kıyaslama: Anne ve babalar sıkılıkla kıyaslamaya başvururlar. Kendi çocuklarına örnek olabilecek çocukları örnek gösterirler. Böylece çocuğun kendisine çeki düzen verip yarış ve rekabet ortamına girip kendini düzelteceğine inanılır. Kıyaslamanın çocuğun yaşamında büyük yaralar açtığı unutulmamalıdır. Kıyaslama çocuğun kendini yetersiz ve güçsüz hissetmesine neden olur.

2-Yanlış Örnek Olmak: Bütün kötü alışkanlıkları üzerinde barındıran anne ve babalar çocuklarından olumlu davranışlar sergilemesini bekler. Sigara ve içki içen babanın çocuğuna sigara içmesini ve alkol kullanmamasını istemesi ne kadar doğrudur. Hayatında eline hiçbir kitap almayan babanın çocuğundan çok kitap okumasını istemesi ne kadar doğrudur. Sözleri çelişkili ve yalan olan bir babanın çocuğundan dürüst olmasını beklemesi ne kadar doğrudur. Çocuklarımız bizi örnek alıyor. O yüzden onlara iyi örnek olmalıyız. Onlara olmasını istediğimiz davranışları önce kendimiz sergilememiz gerekir. Zaten biz o davranışları yaparsak zamanla bize bakarak onlar da bu davranışları sergileyecektir. O yüzden söz söylemek yerine davranışları eylemlerimizle anlatmalıyız.

Eğitimde yanlış hamlelerle doğru sonuca ulaşmasınız imkansızdır. O yüzden kıyaslama ve yanlış örnek olma durumlarını gidermemiz gerekir.

Eğitimde Ödül ve Ceza

Eğitimde Ödül ve CezaEğitim öğrencilere istendik yönde davranış kazandırma sürecidir. Bu süreç zor ve sıkıntılı bir süreçtir. Bu süreçte başarılı sonuçlar elde etmek için bir çok yöntem ve teknik kullanılır. Her bireyin öğrenme hızı ve yöntemi farklıdır. Bu yüzden değişik yöntemler ve teknikler geliştirilmiştir. Bütün bireyler için ortak öğrenme ve öğretme biçimi yoktur.  Her birey özeldir değerlidir ve tektir. Bu yüzden her öğrencinin öğrenme hızı ve tekniği farklıdır.

Öğrenmeler üzerinde ödül ve cezalar oldukça etkilidir. Birçok öğrenci ödüle kavuşmak için öğrenirken bir çoğu da ceza almamak için öğrenir. Bu anlamda ödül ve ceza doğru yerde doğru biçimde kullanılırsa eğitimde bizi istenen noktaya getirebilir.

Eğitimde cezaya sık başvuran bir eğitimci eğitim konusunda yetersizliğini ceza vererek kapatmaya çalışıyordur. Sık ceza veren eğitimci öğrencinin seviyesine inmede dersleri öğrenciye kazandırmada zorluk çekiyor demektir. Dersi verimli ve zevkli hale getiremeyen öğretmen öğrencinin başarısızlığını öğrenciye bağlayarak sık ceza yöntemlerine başvurur.

Eğitimde ceza yerinde ve zamanında kullanılmalıdır. En etkili ceza ise öğrenciyi sevdiği şeyden mahrum bırakma cezasıdır. Dersine çalışmayan öğrencinin elinden tabletinin alınması en güzel cezadır. Yoksa öğrenciye uygulanan şiddet bağırma hakaret korkutma iyi cezalar değildir. Suçu anlık olarak bastırır kalıcı çözümler sunmaz. Eğitimde sık sık ödüllendirmeler yapılmalıdır. Ödüllendirmeler öğrencinin yaşına zekasına uygun olmalıdır. Abartılmadan yerinde ve zamanında ödüllendirmeler eğitimde etkili sonuçlar almamızı hızlandıracaktır.

Eğitimde Kaynak Kitap Sorunu

Eğitimde Kaynak Kitap SorunuEğitim öğretim faaliyeti içinde başarının arttırılması adına birçok öğretmenimiz öğrencilerini kaynak kitap kullanmaya teşvik etmektedir.  Bilindiği üzere milli eğitimin adlığı son kararlarla artık okullarda kaynak kitap kullanımı yasaklanmıştır. Sınıfında kaynak kitap kullandığı tespit edilen öğretmen hakkında yasal işlemler başlatılmaya başlandı. Tüm bu önlemlerden sonra artık öğretmenler çocuklara artık kaynak kitap aldıramaz hale geldi. Sorun çözülmüş gibi görünüyor.

Yasak koymak ve gerekli ceza uygulamak sorunları çözmüş gibi görünse de bu durum daha büyük sorunlara neden olmaktadır. Bilindiği üzere birçok öğretmen ders kitaplarının içerik yönünden zayıf olmasından şikâyetçi durumdadır. Bu durumu kaynak kitap kullanarak gidermek isteyen öğretmenlerin artık elleri kolları bağlandı. Bu durum eğitimde kalitenin düşmesine neden olacaktır.

Ders kitabında bir konunun anlatımı ve o konuyla ilgili zengin örnekler maalesef bulunmamaktadır. Bu durumda öğretmen o dersle ilgili o kazanımı ifade ederken zorlanmaktadır. Tek örnekle geçiştirilen konular öğrencilerde kalıcı öğrenmelerin oluşmasına engel olmaktadır. Evde kaynak kitap kullanıp öğrendiklerini pekiştirmek anlamında kaynak kitaplar eğitimde açılan bu yarayı sarmaktadır. Yasaklar ve cezalarla kaynak kitap kullanımı artık sona eriyor. Eğitimde açılan bu yaranın nasıl giderileceği merak konusu doğrusu. Bilinçli anne ve babalar tüm yasaklamalara rağmen kaynak kitaplarla çocukların evde okulda öğrendiği bilgileri pekiştirmesi için mücadele ederken bilinçsiz anne ve babalar okulda verilen eğitimin yeterli olduğunu düşünmektedir.

Eğitimde Geri Dönütün Önemi

Eğitimde Geri Dönütün ÖnemiYanlış öğrenmelerin tespit edilip anında düzeltilmesi olayına eğitimde geri dönüt denir. Kalıcı ve etkili öğrenmelerde geri dönütün yeri ve önemi büyüktür. Yanlış öğrenmeler kişiyi hayat boyu yanlışlara sürükler. Doğru bildiğinizin yanlış olması sizi hep başarısız kılar. Bu yüzden yanlışların düzeltilmesi gerekir.

Yanlış düzeltmede testlerin yeri ve önemi büyüktür. Özellikle testlerde yapılan yanlışlar kontrol edilirken bunu ben böyle biliyordum demek ki bu böyle değilmiş dediğimiz durumlar geri dönüt sisteminin çalıştığı sistemlerdir.  Test çözmenin kalıcı öğrenmede etkili olmasının en önemli sebebi geri dönüt sistemini çok iyi işleten bir teknik olmasıdır. Bir konuyu tüm boyutları ile testte ele alabilir varsa yanlış öğrenmeleri tespit edip eksikler giderilebilir.

Yanlış anlaşılmaların düzeltilmesinde verilen çalışma yaprakları ve ev ödevlerinin önemi büyüktür.  Veli kontrolünde yapılan ev ödevlerinde yanlış öğrenmeler veliler tarafından tespit edilip düzeltilebilir. Ödevlerini kendi başına yapan çocukların ödevlerinde dönüt alması zordur. Yanlış öğrenmeler verilen ödevlere de aynen geçecektir. Ödevleri kontrol eden öğretmen detaylı inceleme yaparsa bu dönütü sağlar. Her öğrencinin kağıdının detaylı incelenme imkanı olmayan eğitim sistemimizde ev ödevlerinden dönütler zor alınmaktadır.

Dönütler anında öğrenme anında yapılırsa etkili sonuçlar alınır. Bu yüzden dersler mutlaka bol etkinlikli işlenmelidir. Bir iki örnekle konuyu anlatıp geçmek hem kalıcı öğrenme sağlamaz hem de yanlış öğrenmelere kapı açar. Yanlış öğrenmelerin tespiti de zor hale gelir.

Doğru Meslek Seçimi

Doğru Meslek SeçimiMeslek seçimi hayatta en önemli seçimlerimizden birisidir. Bu seçimi yanlış yapmış hayatı boyunca mutsuz bir yaşam süren binlerce insanımız var. İlerleyen yıllarda büyük pişmanlıklar yaşamamak için doğru meslek seçimi yapmamız gerekir. Bu yazı dizimizde doğru meslek seçimi nasıl yapılır konusunda bir eğitimci olarak size bilgi ve deneyimlerimi anlatacağım.

Meslek seçiminde en önemli unsur yetenek ve ilgiler olmalıdır. Kişi çok iyi resim mi yapıyor kişi resim alanına yönlendirilmelidir. Kişinin yeteneği hangi yönde ise o yöne yönelmesi kişinin başarılı olmasını kolaylaştırır. Meslek seçiminde genelde anne ve babalar belirleyici etken olmaktadır. Küçük yaştan itibaren anne çocuğum doktor olacak baba öğretmen olacak der. Bu ikilem arasında çocuk ya doktor olur ya öğretmen. ikinci bir mesleği seçemez. Hal böyle olunca ilerleyen yıllarda sevmediği mesleği yaparak hayatı boyunca mutsuz bir yaşam sürmeye başlar.

Meslek seçimini doğru yapmak için kişinin ne istediği bilmesi gerekir. Hangi mesleği canı gönülden yapacak hangi alanda yeteneği var. Bunun için kişinin önce kendini tanıması gerekir. Kendini bilmeyen tanımayan yeteneklerinin ve ilgilerinin farkında olmayan birey doğru meslek seçimi yapamaz. Kişi kendini tanıdıktan sonra meslekleri tanıması gerekir. Hangi mesleğin hangi zorluğu var hangi meslek hangi yeteneği gerektiriyor. Hangi meslekte kendini ve kişiliğini bulabilecek. Tüm bu soruları cevaplamadan kişinin meslek seçimi yanlış meslek seçimi ile sonuçlanmasına neden olacaktır.

Dershanelerin Öğrenci Başarısına Etkisi

Dershanelerin Öğrenci Başarısına EtkisiÇocuğumu acaba dershaneye göndermeli miyim? Dershanelerin çocuğumun başarısı üzerinde nasıl bir etkisi var? Acaba çocuğum dershaneye gitmeden de başarılı olabilir mi? gibi sorular kafanızı kurcalıyorsa yazı dizimiz kafanızı kurcalayan sorulara cevap bulmanıza yönelik hazırlandı. Yazı dizimizi dikkatle takip ederek sorularınıza çözüm bulabilirsiniz.

Çocuğunuzu mutlaka dershaneye göndermelisiniz. Bir eğitimci olarak dershaneyi tavsiye etmemin sebeplerini şu başlıklar altında inceleyebiliriz.

1-Dershane çocuğunuza disiplinli bir çalışma alışkanlığı kazandıracaktır. Çocuğunuz haftada 20 saat düzenli olarak ders çalışmış olacak. Dershaneye gitmeden bir çocuğun kendiliğinden 20 saat haftalık ders çalışması çok zordur. Bu anlamda dershaneler çocuklarınıza disiplinli çalışma alışkanlığı kazandıracaktır.

2-Dershaneler zengin öğrenme ortamlarına sahiptir. Çocuklar derslerde öğrendikleri konuları tekrar edip pekiştirebileceği ortamlara dershaneler aracılığı ile kavuşur. Dershanelerde dağıtılan testler izletilen videolar birebir etkinlik odaları ile çocuklarınız aktif öğrenme ortamlarına girmiş olur.

3-Dershaneler çocuğunuzun sosyal bir kişiliğe sahip olmasında önemli rol oynar. Çocuğunuz dershaneden edindiği arkadaşlarla iyi bir ortam oluşturur. Öğrenme ortamını rekabete ve tatlı bir süreç haline getirebilir. Dershanelerde yapılan deneme sınavları ile çocuğunuz çalışma temposunu görebileceği gibi eksik konularını görme şansı elde edebilir. Dershaneler bir nevi okulun provası niteliğinde olacağı için çocukların okul başarısına olumlu katkıları vardır. Dershanede derinlemesine konuları öğrenen öğrenci okulda sınavlarda yüksek not alıp ortalamasını arttırabilir.

Çocuklarda Sık Görülen Davranış Bozuklukları

Çocuklarda Sık Görülen Davranış BozukluklarıTerbiyeli ve ahlaklı bireyler yetiştirmek tüm anne ve babaların ortak hedefleridir. Bu hedefe ulaşmak için çocuğa ciddi terbiye verilir. Yapması gerektiği davranışlar ve yapmaması gerektiği davranışlar güzelce ifade edilir. Çocuk sosyal bir canlıdır. Her şey bizim evde verdiğimiz talimatlarla yürümüyor. Çocuk sokak gibi bir derya ile buluşuyor. Burada her türlü çocukla haşir neşir oluyor. Sizin aşıladığınız değer yargılar benlik bütünlüğüne iyi işlememişse sosyal çevre çocuğunuzu bozabilir.

Sosyal çevrenin bozduğu çocuklarda ciddi davranış bozuklukları meydana gelir. En sık görülen davranış bozuklukları şunlardır:

1-Yalan Söyleme: Köşeye sıkışan her çocuk savunma mekanizması gibi kendini koruma eğilimine girer. Kötü duruma düşmemek, ceza almamak , içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak için kolayca yalan söyleyebilir. En sık yalanlar genelde nerdeydin sorusu üzerine söylenir. O dakika bir senaryo uydurulur.

2-Küfür: Evde siz ne kadar kibar ve nazik konuşursanız konuşun sokakta çocuk küfürlere maruz kalabiliyor. Sinirlenen ve öfkelenen çocuklar öfkelerini ifade etmek adına kolayca küfür edebiliyor. Küfür etme davranışı çocuklarda seçici ortama göre ortaya çıkar. Küfür ettiğinde cezalandırılabileceği ortamda küfür etmeyen çocuk serbest ortamlarda rahat küfür edebilir.

3-Hırsızlık: Hırsızlık genellikle çocukların mahrum oldukları şeyi elde etmek için başvurdukları yoldur. Kıskançlık duygusu ile birleşerek çocuklar çok arzu ettikleri şeyi çalabilirler.

Çocuklarda Özgüven Eksikliği

Çocuklarda Özgüven EksikliğiMerhaba sevgili okurlarım. Yepyeni bir yazı dizisi ile yine sizlerle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu yazı dizimde sizlere çocuklarda görülen özgüven eksikliğinin temel nedenleri hakkında bilgi ve deneyimlerimi aktaracağım. Keyif alarak okuyacağınız bir yazı dizisi olmasını temenni ediyorum.

Çocuklarımız okula büyük bir özgüven eksikliği içinde gelmektedir. Bir eğitimci olarak 7 yıllık meslek hayatımda bunu gözlemledim. Bunun temel nedenleri şunlardır:

1-Çocuklara evde hiçbir iş yaptırılmıyor. Aman yavrum sen kırarsın sen dökersin diyerek bütün işler anne ve babalar tarafından yapılmış. Çocuklara okulda görev ve sorumluluk verildiğinde aman hocam ben kırarım dökerim ben yapamam ki cevabını alıyoruz. Çocuklar kendilerini kabiliyetsiz ve yetersiz görmektedir. Bu yüzden hiçbir işi yapmak istemiyor. Denemekten başarısız olmaktan korkuyorlar.

2-Çocuklar özgüveni düşük biçimde okula geliyor. Yaptığı başarısız denemelerde anne ve babalarından azar ve hakaret işiten çocuklar artık deneme yapmak istememekte ne yaparsa yapsın o işte başarılı olamayacağına ilişkin öğrenilmiş çaresizlik durumları yaşamaktadır. Bu da çocuğun başarılı olmasında büyük handikap olmaktadır.

3-Çocuklara hep çocuk olduğu hatırlatılmış iş verilmemiştir. Çocuklar verilen işlerde ben daha çocuğum onu yapacak kapasiteye daha gelmedim diyerek deneme yapmaktan çekinmektedir. Çocuklara artık büyüdükleri iş yapabilecek duruma geldikleri düzgün biçimde anlatılmalıdır. Yapabileceği görevler verilip sürekli her olumlu davranışı pekiştirilip ödüllendirilmelidir. Ancak böyle o başarılı olamam tabusu yıkılabilir.

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Çocuklarda Davranış BozukluklarıÇocuğum çok kolay yalan söylüyor? Çocuğumda hırsızlık yapma eğilimi var? Çocuğum küfür ediyor? Büyüklerine hiç saygısı yok? Gibi davranış bozukluğu içinde bulunan öğrencilerin velileri genelde hep aynı söylemlerle yakınmalar yapar. Çocukların olumsuz davranışları ve bunlardan dolayı çok utandıkları durumu değiştirmek için ne yapacaklarını bilmediklerini söylerler. Bu yazı dizimizde bu soruların kökenine inip çözüm üretmeye çalışacağız.

Davranış bozukluklarının kökenine inmek gerekir. Bu anlamda davranış bozukluğu ne amaçla yapılıyor. Bu iyi analiz edilmelidir. Bir çok çocuk dikkat çekmek için sorun yaratır. Sorunlarla bak ben de yaşıyorum ben de bir bireyim beni artık fark et demeye çalışır. Birey olduğunu değerli olduğunu dikkati ancak bu şekilde çekebildiğini size davranışlarıyla gösterir.

Davranış bozuklukları genelde bir durumun eksikliği ile ortaya çıkar. Sevgi eksikliği güven eksikliği olan bireyler genelde çevresine güvensiz olur. Sürekli yalan söylerler ve sözlerinde vallahi billahi gerçek söylüyorum kelimelerini kullanır. Çünkü karşı tarafın kendisine inanmadığını güvenmediğini düşünür.

Davranış bozukluğunun kökenine inmek gerekir. Kişi neden yalan söylüyor. Bazen bizim yaptığımız yanlışlar birilerinin yalan söylemesine neden olabilir. Acaba o kişiyi yalan söylemeye iten neden nedir. Belki de bizim yüzümüzden yalan söylemek zorunda kaldı. Sürekli düşük not alırsan seni döverim diyen bir babaya düşük not alan öğrencinin doğru söylememesi bir bakıma babanın suçu değil midir?

Çocuklara Ev Ödevlerini Sevdirmek

Çocuklara Ev Ödevlerini SevdirmekOkulda öğrenilen bilgileri pekiştirmek amacıyla çocuklara verilen ödevlere ev ödevi denir. Ev ödevlerinde iki amaç vardır. Birinci amaç çocukların okulda öğrendikleri bilgileri pekiştirmek, diğer amaç çocukların boş vaktini değerlendirmesini sağlamaktır.

Çocuklar ev ödevlerini sevmezler. Bunun bir çok sebebi vardır. Çocuklara ev ödevlerini sevdirmek için çocukların neden ev ödevlerini sevmedikleri olgusu üzerine yoğunlaşmak gerekir. Bu olguları düzeltirsek çocuklarımız ev ödevlerini severek yapacaklardır. Ev ödevini sevdirmek adına şunlar yapılmalıdır:

1- Aşırı ödev vermek çocuğun ev ödevlerinden tiksinmesine neden olur. Bazı öğretmenler çok ödev vererek çocuğu başarılı kılacağını düşünür. Ödev amacına uygun verilmelidir. Ödev konusunda abartmamak gerekir. Aşırı ödev çocukta yorgunluk ve bitkinlik yaratacaktır. Ödevlerini severek yapmayacaktır. Bir an önce bitse de kurtulsam derdine düşecektir.

2-Verilen ev ödevleri okulda öğretmen tarafından düzenli kontrol edilmelidir. Ödevleri kontrol edilmeyen öğrenciler nasıl olsa öğretmen ödevlerimize bakmıyor diye rastgele cümleler yazıp kağıdı doldurma yoluna gidecektir. Bu da verilen ödevin amacından şaşmasına neden olacaktır.

3-Ödevler veli kontrolünde yapılırsa anlamlı ve değerli olacaktır. Velinin öğrencisine oğlum ödevini yap demek yerine hadi gel birlikte kontrol edelim ödevlerini eksiklerin varsa görelim şeklinde yapıcı yaklaşarak çocukla birlikte ödevler yapılabilir. Çocuk ödev konusunda yalnız olmadığını anladığı an ödev yapmayı sevecektir. Özellikle ödevi sizinle yapmak isteyecek bundan büyük keyif alacaktır.

Çocuğu Yaz Tatiline Hazırlamak

Çocuğu Yaz Tatiline HazırlamakYaz mevsimi geliyor. Tüm anne ve babalar çocuklarını yaz tatiline hazırlaması gerekir. Okul döneminin sona ermesi ile birlikte çocuklar yazın büyük bir boşluk içine düşer. Günlerce saatlerce çocukların sokakta oyun oynaması doğru değildir. Sokakların tehlike saçtığı şu günlerde çocukların saatlerce sokakta kalması doğru değildir. Bu anlamda çocukların yaz tatiline hazırlanması gerekir. Bu yazı dizimizde çocuklarınızı yaz tatilinde nasıl meşgul edebileceğiniz konusunda bir eğitimci olarak duygu ve düşüncelerimi siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim

Çocuklar için yaz tatilinde yapılabilecek etkinlikler şunlardır:

1- Yaz okulları: Maddi durumunuz iyi ise çocuklarınızı yaz okuluna gönderebilirsiniz. Çocuk zaten okuldan yeni çıktı yine mi okula gönderelim diye düşünmeyin. Yaz okulları normal okullar gibi ders ağırlıklı değil sosyal etkinlik ve oyun ağırlıklıdır. Çocuğunuz hem eğlenip hem öğreneceği güzel etkinlikler yaz okullarında tasarlanır. Yaz okullarında basketbol, futbol, voleybol gibi bedensel etkinliklerin yanında, satranç gibi zihinsel etkinliklere yer verilir.

2- İş kollarında çalıştırmak: İleriye dönük meslek öğrenmesi bakımından mahallenizde bulunan berber, marangoz, terzi, eczane gibi iş kollarında çocuğunuzu çalıştırabilirsiniz. Böylece para kazanmanın zorluğunu, mesleğin inceliklerini, kendi parasını biriktirmenin ve kazanmanın zorluklarını öğrenebilir. Ağır iş kollarında çocuğunuzun ezilircesine çalışması doğru değildir.

3-Akraba ziyareti: Yaz tatilinde akraba ziyaretine gitmek çocuğun bunaldığı sosyal çevresinden uzaklaşmasına yeni yerler keşfetmesine ve yeni dostluk arkadaşlıklar kurmasına vesile olacaktır.

Çocuk Terbiyesinde Doğru Yaklaşımlar

Çocuk Terbiyesinde Doğru YaklaşımlarÇocuk terbiyesi her anne ve babanın üzerinde önemle durduğu bir konudur. Her anne ve baba terbiyeli ve başarılı evlat yetiştirmek ister. Bunu başarmak için her anne ve babanın kendine özgü yaklaşımları vardır. Eğitimci bir baba olarak bu yazı dizimde çocuk terbiyesinde doğru yaklaşım tarzlarını anlatacağım. Yazı dizimin tüm anne ve babalara rehber olması tek temennimdi.

Çocuk terbiyesinde doğru yaklaşım tarzları şunlardır:

1- Çocuğunuzun her zaman yanında yer alın. Başarılı olduğunda ödüllendirip başarısız olduğunda cezalandırmak doğru değildir. Başarısız olduğunda yanında yer alıp ona psikolojik destek vermelisiniz. Ben her zaman senin yanındayım mesajını ona net olarak iletmelisiniz.

2- Çocuğunuza güvenin. Ona sürekli ders çalış demeyin. Neden ders çalışması gerektiğini güzel bir şekilde anlatın. Ona ortamlar yaratın. Dersine çalış demek yerine hadi gel birlikte derslerini bir kontrol edelim diyerek ona yardımcı olun. Hesap sorucu bir diktatör olmaktan çıkıp ona yardımcı olan bir rehber kimliğine bürünün.

3- Kıyaslama yapmayın. Evladınızın değerli ve kıymetli olduğunu ona hissettirin. Kimsenin ondan üstün olmadığını ona söyleyin. Başarılı olması için ona fırsat ve zaman tanıyın. Bir başkası ile kıyaslamak çocuğunuza yetersizlik duygusu aşılayacaktır. Kıyaslamak onu beğenmediğiniz yetersiz bulduğunuz anlamına gelecektir.

4- Çocuğunuzun özgüvenini sağlayın. Onlara görev ve sorumluluk verin. Başarılı olduklarında onları ödüllendirin. Yapamadıklarında sabırla bekleyip neden başarısız olduğunu güzelce izah edin.

Çocuk Okula Nasıl Hazırlanır?

Çocuk Okula Nasıl Hazırlanır?Canımızdan can parçamız evladımız okula başladı. Onu okula en iyi şekilde hazırlamak biz anne ve babaların asli görevidir. Onun arkadaşlarının yanında değer kazanması, okulda sıkıntı çekmeden eğitim- öğretime katılması için okula hazırlıklı gitmesi gerekir. İlk yıllarda ne gibi hazırlık yapmak gerektiğini bilmeyen çocuğa bu konuda anne ve babanın destek olması gerekir.

Çocukların okula hazırlanması konusunda velilere düşen görev ve sorumluluklar şunlardır:

1- Zamanlama: Çocuğun okula zamanında gidebilmesi için sabah erken kalkıp, kahvaltısını yapıp, çantasını hazırlayıp, okul vakitlice gitmesi gerekir. Zamanlamayı anne ve babanın iyi hesaplayıp çocuğun okula hazırlık zamanlamasını rutine bağlaması gerekir. Zamanlamada çocuğun uyku saati çok önemlidir. Bir gün saat 9 da yatıp diğer gün 10 da yatan çocuğun uykusunda düzensizlikler oluşacaktır.

2- Kahvaltı ve beslenme: Çocukların okulda zihinde olmaları için mutlaka sabah kahvaltı yapması gerekir. Öğlen arasına kadar acıkan çocukların aralarda atıştırması için mutlaka beslenme konulması gerekir. Aç karnına okula gelen çocuklar okulda güçten enerjiden düşüp eğitim-öğretimde istenen hedeflere ulaşmada sıkıntı yaşamaktadır.

3- Kılık Kıyafet: Çocuğun okula temiz elbise, ayakkabı ile gitmesi önemlidir. Çocuğun giyeceği kıyafetleri yıkayıp ütülemek annelerin görevidir. Çocukların cebine mutlaka mendil konulması gerekir.

4- Çanta Hazırlığı: Haftalık ders programına göre çanta hazırlanmalıdır. Bütün kitapları çantaya koymak, gereksiz şeylerin okula gitmesine engel olmak anne ve babaların kontrolünde gerçekleşir.

Çocuklar Neden Ders Çalışmak İstemez

Çocuklar Neden Ders Çalışmak İstemezÇocuğum bir türlü ders çalışmıyor ne yaptıysam onu masaya oturtamadım gibi söylemler tüm anne ve babaların ortak söylemleri haline geldi. Çocuğunun kendisini anlamadığını onun iyiliğini düşündüğünü söyleyip onu masaya oturtabilmek için yanlış yöntem ve taktikler uygulayan anne ve babalar için faydalı olabilecek bir yazı dizisi hazırladık.

Anne ve babaların çocuklara şu bakış açıları ile bakmalarını bir eğitimci olarak tavsiye ederim.

1-Onlar çocuktur. Yaşının gerektiği gibi davranırlar. Oyun çağında oldukları için oyuna düşkün olmaları gayet doğaldır. Bizlerse büyük insanlarız o yüzden bizim gibi düşünmemeleri gayet normaldir.  Onların geleceği görme ve algılama kapasiteleri yoktur. Oyun oynamak enerjilerini bir şekilde boşaltmak zorundadır. Bunu da en iyi oyunla yapabilirler.

2-Baskıcı ve ceza verici olmanız sizi otoriter kılmaz. O yüzden bazı şeyleri sevdirerek yapmalısınız. Sürekli ders çalış yoksa akşam babana söylerim gibisinden tehdit etmek onu sürekli korkutmak doğru değildir. Onu korkutarak masaya oturtmanız yeterli değildir. Masada oturup ders çalışıyor imajı verip sizi kandırmaya çalışacaktır. Çünkü ders çalışmayı içinden geldiği sevdiği için değil siz istediğiniz için yapmaktadır.

3-Örnek olamaya çalışın. Söylediğini sözlerle eylemlerini ölçülü ve tutarlı olsun. Ona kitap oku demek yerine elinize kitap alıp hadi beraber kitap okuyalım demeniz daha doğru olacaktır. Model olarak sizi ve öğretmenini örnek aldığını unutmayın.

Çocuğunuza Arka Çıkmayın

Çocuğunuza Arka ÇıkmayınBir eğitimci olarak günümüzde en çok zorlandığımız konulardan birisi çocuk eğitimi ve terbiyesi konusunda velilerle sürekli karşı karşıya gelmemizdir.  Çocuğa disiplin vermek, çocuğu kalıba sokmak zor iştir. Bu süreçte bazı uygulamalar çocukların hoşuna gitmeyecektir. Çocuklar tembelliği yaramazlığı sever. Bu alışkanlıkları yok etmek için çocuğa ödül ve ceza gibi yöntemler verilebilir. Ceza alan çocuk bu durumu evde anne ve babasına şikayet edebilir.

Benim çocuğuma ne hakla ceza verir. Öğretmende kim oluyor. Benim çocuğum değerlidir kıymetlidir kimse çocuğuma böyle davranamaz deyip okula gelip okulda terör estiren öğrenci velilerimiz var. Çocuk arkasına velisini alıp öğretmenini zayıf düşürme yoluna gider. Öğretmene de inceden mesaj gönderir. Bak arkamda dağ gibi babam var sen bana ceza veremezsin ben istediğimi yaparım sen de kim oluyorsun der mesajı ile. Bundan sonra çocuğa şekil vermek kalıba sokmak zordur. Çünkü çocuk hiçbir anlamda artık öğretmenini saymıyor takmıyor ve çekinmiyordur. Bu üçlü ortadan kalktıktan sonra artık o öğretmenin çocuğa verebileceği bir şey kalmamış demektir.

Veliler eğitim konusunda öğrencinin değil öğretmenin yanında yer almalıdır. Yoksa ilerleyen süreçte öğrencileri kalıba sokamayıp terbiye veremediği için öğretmene söyleyeceği hiçbir sözü kalmıyor. Öğretmenin elini kolunu bağlayıp sonra süreci neden değiştirmediğini sorgulamak adaletsizlik değil midir? Bu yüzden eğitim konusunda öğretmeninize güvenip çocuğunuza arka çıkmamalısınız.

Çocuğumu Evde Nasıl Terbiye Ederim

Çocuğumu Evde Nasıl Terbiye EderimAnne ve babaların en büyük sıkıntılarından birisi evde çocuklarını terbiye etme konusunda büyük sıkıntılar çekmesidir. Bir çok anne ve baba bu konuda yeterli bilgi ve donanıma sahip değildir. Bu yüzden bu konuda çoğu zaman ne yapacağını bilmemektedir. Bir eğitimci baba olarak bu yazı dizimde bu sorulara çözüm olacak bilgi ve deneyimlerimi paylaşacağım.

Çocuk evde nasıl terbiye edilir?

1-Anne ve babanın evde mutlaka bir otoritesi olacaktır. Çocuk evde her istediğini yapıyorsa anne ve babanın bir müdahalesi yoksa büyük sıkıntılar kapıda demektir. Çocuğun günde kaç saat televizyon izleyeceğine nerde durup nerde durmayacağına anne ve baba karar vermelidir. Bunu yaparken de çocuğun özgüvenini ve özgürlüğü zedelenmemelidir.

2-Anne ve babalar çocukların eylemlerini sıklıkla sorgulaması gerekir. Ödevlerini yapıp yapmadığı anne ve baba tarafından düzenli olarak kontrol edilmelidir. Öğretmenle sık diyalog kurulmalı başarı ve devamsızlık durumu takip edilmelidir. Başı boş bırakılan öğrenciler genelde sorumsuz ve tembel öğrenciler olmaktadır. Takip edildiğini izlenildiğini bilen çocuk daha dikkatli ve disiplinli olacaktır.

3-Çocuklara evde mutlaka başarabileceği görev ve sorumluluklar verilmelidir.  Her şeyi çocuk adına yapmak doğru değildir. Çocuklarımızı hazırcılığa alıştırmayalım. Onların çevreyi sorgulayan araştıran mücadele eden, problem çözen, sorunlara  çözüm üreten bireyler olarak yetişmesini sağlamalıyız. Başarılı oldukları işlerde ödüllendirmeliyiz. Çizgiden çıktıklarında çizgiye girmeleri için onları arada cezalandırmalıyız.

Çocuğuma Bilgisayar Almalı Mıyım

Çocuğuma Bilgisayar Almalı MıyımÇocuklarını kötülüklerden korumak isteyen bir çok anne ve baba çocuklarına bilgisayar alınması konusunda büyük tereddütlere düşmektedir.  Bilgisayarın eve girmesi ile çocuklarında bozulma meydana geleceğini düşünüp çocuklarını internet kafeye gitmek zorunda bırakılan anne ve babalara bilgisayar alınıp alınmaması konusunda bilgi ve deneyimlerimi anlatmak için böyle bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim.

Yasaklar her zaman tatlıdır. Siz çocuğunuzu bilgisayardan uzak tutmak için eve bilgisayar almazsınız. Çocuğunuz okul çıkışında bu ihtiyacını gidermek için sizden habersiz internet kafelere gider. Bu kafeler günümüzde pislik yuvası haline geldi. Birçok kötü alışkanlıklar ve şiddet eğilimleri maalesef bu mekanlardan aşılanmaktadır. Çocuklarınızı bu mekanlara esir etmek istemiyorsanız evinize bilgisayar almalısınız.

Evinize bilgisayar aldığınızda bilgisayarı çocuğunuza kontrollü bir biçimde vermelisiniz.  Bilgisayara girişleri istedikleri zaman sınırsız bir boyutta değil günlük sınırlı olarak girmeleri gerekir. Dersler bittiği zaman günlük 1 saat giriş ideal bir zamanlamadır. Bilgisayar çocuğa ödül olarak verilirse amacına uygun biçimde kullanılmış olunur. Bilgisayarlara mutlaka filtre koymalısınız. Çocuğunuzun zararlı sitelere girmesini böylece engellemiş olursunuz. Bir de çocuğunuza çaktırmadan google girişlerinden çocuğunuzun hangi kanallara girdiğini takip etmelisiniz. Farkına varmadan çocuğunuz bir takım örgütlerin oyuncağı hale gelebilir istenmeyen davranışlar sergileyebilir.

Şiddet eğilimli filmler oyunlar oynaması kesinlikle yasaklanmalıdır. Bilgisayar iyi amaçlar ve güzel kazanımlar için kullanılmalıdır. Amacına uygun kullanılmadığında evde patlamaya hazır bir bombadır bilgisayar. Bu anlamda velilerin oldukça dikkatli olması gerekir.

Eğitimde Biz Neden Başarılı Değiliz

Eğitimde Biz Neden Başarılı DeğilizBiz neden başarılı değiliz? Bir eğitimci baba olarak bu sorunun cevabını siz değerli okurlarımla paylaşmayı kendime borç edindim. Yazı dizimden fayda görüp hayatınıza şekil vermesi tek temennimdir.

Biz neden başarılı değiliz bunun temel nedenleri şunlardır:

1-Eğitim sistemimizde ciddi çatlaklıklar var. Bunları şu başlıklar altında inceleyebiliriz.

*Sınıf tekrarının olmaması

*Nüfusa bağlı olarak okulların çok donanımlı olmaması

*Eğitim fakültelerinde verilen eğitimin yetersizliği

*Öğretmenlerin maaşının azlığından dolayı ek işlere yönelmesi

*Velilerin bilinçsiz olması

*Toplumsal çevrenin bozucu etkileri

*Çocukların hedef koymada eksikliği ve hedefsizliği

*Eğitimin yapıcılıktan çok çocukları yarışmaya teşvik etmesi

*Eğitimde ezberci yaklaşımın devam etmesi

Başarılı olmak istiyorsak temelden eğitim sistemimizdeki çatlakları gidermeliyiz. Bu anlamda öğrenci çalışsa da çalışmasa da sınıfı geçmesi anlayışı yıkılmalıdır. 7.sınıfa geçip okuma yazma bilmeyen öğrencilerin olması eğitim sistemindeki bozukluğun en önemli göstergelerinden birisidir. Eğitim sisteminin uzmanlarca doldurulması gerekir. Ders kitapları konuların uzmanları tarafından hazırlanmalı. İçerik yönünden zengin olmalı bol örneklerle eğitim desteklenmelidir.

Öğretmen maaşları düzeltilmeli. Öğretmenlerin ekonomik düzeyi arttırılmalıdır. Bugün okulda çay işlerine bakan bir memur ile öğretmenin maaşının aynı derecede olması eğitime verilen önemin ne kadar az olduğunu gözler önüne sermektedir.

Veliler ciddi anlamda bilinçlendirilmelidir. Veli seminerleri düzenlenmelidir. Dönem başı ve dönem sonu yapılan veli toplantıları okul veli ilişkisini canlı tutmaya yetmemektedir. Bu anlamda velilere ulaşılmalı iyi bir kontak kurulmalıdır.

Başarısızlığın Temel Nedenleri

Başarısızlığın Temel NedenleriBaşarılı evlat yetiştirmek isteyen anne ve babalar yazı dizimizi dikkatle tavsiye etmenizi tavsiye ederim. yazı dizim sorularınıza cevap olmak bu konuda size destek olmak için bir eğitimci ağzından yazıldı. Yazı dizimizin size faydalı sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum.

1-Başarısızlığı tetikleyen tüm olumsuz durumların ortadan kaldırılması gerekir. Öğrencinize verimli bir ders çalışma ortamı hazırlayarak işleme başlamalısınız. Çalışma ortamının sesten ve aşırı ışıktan arınık ılık ve sağlıklı bir ortam olmasına dikkat etmelisiniz.  Aşırı soğuk ya da sıcak ortamlarda kişi verimli ders çalışamaz. Üşüyen bir öğrenci ya da çok sıcak ortamda mayışan bir öğrenci kendini dersine çok iyi veremez. Televizyon karşısında ders çalışan bir öğrenci dikkatini derslerine yoğunlaştırmada güçlük çeker.

2-Zengin öğrenme ortamları oluşturun. Öğrencinizin eksik olduğu konulardan özel öğretmen tutabilir kurslara ya da dershaneye gönderebilirsiniz. Zengin öğrenme ortamı çocuklarınızın öğrenmesini kalıcı hale getirecek öğrendiklerini pekiştirmek için imkanlar yaratacaktır.

3-Başarı ve başarısızlık durumlarını ödüllendirin ya da cezalandırın. Çocuk çok çalıştığında başarılı olduğunda onu hoşuna gidecek bir şeyle ödüllendirmelisiniz. Bunu önceden söylemenizde fayda var. Çünkü derslerine daha hırslı ve istekli biçimde çalışacaktır. Çalışmadığında tembellik ettiğinde neleri kaybedeceğini nelerle cezalandırılacağını bilmelidir. Çalışmanın kendisine nasıl artı değer kazandıracağını çalışmadığında hangi pozisyona düşeceğini önceden bilmesi çocuğun derslerine daha istekli çalışmasına neden olacaktır.

Başarılı Evlat Nasıl Yetiştirilir?

Başarılı Evlat Nasıl Yetiştirilir?Bizim kerata bir türlü başarılı olamıyor. Belli okumaya yüzü yok bunun. Okul bitsin bunu tamirciye vermek şart oldu. Biraz çalışsın da burnu sürtsün hayatın ne denli zor olduğunu anlasın sözleri birçok anne ve babaların ortak lakırdısı haline geldi. Başarılı evlat yetiştirme konusunda ne kadar üzerimize düşeni yapmışız gelin bir eğitimci olarak birlikte inceleyelim. Tüm faturayı evladımıza kestiğimiz başarısızlıkta ne kadar pay sahibi olduğumuzu görelim.

1-Evde çocuğunuz için iyi bir eğitim ortamı oluşturdunuz mu? Çocuğunuza ait sıcak ve sesiz bir odanız var mıydı? Çocuğunuz ders çalışırken siz de televizyonda bütün dizileri takip ettiniz mi? Aynı odada çalışmaya mahkûm edip dikkatini televizyonla dağıttığınız evladınızın başarısız olmasında acaba siz ne derece pay sahibisiniz.

2-Evladınızı zengin öğrenme ortamlarına soktunuz mu? Ona eksik olduğu konularda özel ders aldırdınız mı? Dershane kurs gibi öğrenme ortamlarına sokmayı denediniz mi? Başarılı olması için ona zengin kaynak kitapları aldınız mı? Kalemi defteri silgisi olmadan okula gittiğinden haberiniz var mıydı? Onun başarı ve devam durumunu ne kadar takip ettiniz. Veli toplantılarına gittiniz mi? Öğretmeni ile ne sıklıkla görüştünüz.

3-Başarısızlığında hesap sormayı bilen veliler olarak başarılı olduğu durumlarda ne derece onu ödüllendirdiniz. Başarısızlığını yüzüne vurup duruyorsunuz ya başarılı olunca ne kadar lafını ettiniz. Kimlerle kıyasladınız, başarısız olduğunda da onun yanında yer aldığınızı ne kadar ona hissettirebildiniz.

Ağlayan Çocuğu Susturmak

Ağlayan Çocuğu SusturmakSabahtan akşama kadar bangır bangır ağlayan bir çocuğunuz mu var? Ne yaparsanız yapın onu susturamıyor musunuz? Ağlayarak her istediğini size yaptırıyor mu? Yazı dizimizi dikkatlice okuyun. Yazı dizimiz uzman bir eğitimcinin görüşleri alınarak yazıldı. Dikkatle okumanızı önemle tavsiye ederiz.

Bangır bangır ağlayan çocuğunuzun ağlama sebebi çok basit? Ağlama sebebi sizsiniz. Ağlayarak istediğini elde etmeyi ona siz öğrettiniz. O yüzden bu durumdan şikayet etmeye hakkınız yok. Bu durumu düzeltmek sizin elinizde. Biraz zor ve uğraştırıcı olacaktır ama çabalarsanız bunu yapabilirsiniz.

Çocuğunuz ağlıyor mu? Onu alıp bir odaya koyup burada sabaha kadar ağlayabilirsiniz deyin. O sizin bu tavrınıza çok şaşıracaktır. Ağlama şiddetini daha da arttıracak kendisine çevresine ve odaya zarar vermek isteyecektir. Ağlama davranışının artması iyiye işarettir. Çünkü yavaş yavaş artık istenen kıvama giriyor demektir. Ağlama davranışına kulak asmayın. Ona şu mesajı net bir şekilde iletmelisiniz. Artık ben eski ben değilim. Sen ağlayarak artık her istediğini elde edemezsin.

Ağlama davranışı sussun diye ona istediğini verdiğiniz an savaşı kaybetmişsiniz demektir. Ona da artık her istediğini ağlayarak elde edebileceğini öğretmiş olursunuz. Bu anlamda ağlama şiddeti artsa da kendini paralasa da aldırış etmeyin. Dirençli olun ve sabredin. Göreceksiniz kısa zamanda artık ağlama davranışı sona erecek siz de kazanmanın mutluluğunu yaşayacaksınız.

Ağaç Yaşken Eğilir

Ağaç Yaşken EğilirAnne ve baba olarak hayattaki en büyük gayelerimizden birisi vatana millete hayırlı evlat yetiştirmektir. Bir eğitimci olarak bu yazı dizimde anne ve babalara çok yetiştirme konusunda önemli bilgi ve tecrübeleri aktaracağım. Keyif alarak fayda bularak okuyacağınız bir yazı dizisi olmasını temenni ediyorum.

Terbiye çocuklara küçük yaştan itibaren verilmesi gerekir. Zamanında atılmayan adımlar ilerleyen yıllarda hayatta hep sorun teşkil etmiştir. Nasıl ki bir bitkinin büyüyüp yetişmesi için zamanında tohumun toprağa atılması gerekirse çocuk terbiyesi de zamanında verilmelidir. Küçük yaşta verilmeyen bazı değerler ilerleyen zamanlarda verilemez hale geliyor. Çocuk büyüdükçe özgürleşip anne ve babaya olan bağlılığı azalmaktadır. Bu yüzden anne ve babalar çocuklara egemen olduğu dönemde verilmesi gerekenleri vermesi gerekir.

18 yaşına gelmiş ergenliğe girmiş anne ve babasına saygısı olmayan gençler görüyor ve üzülüyoruz.  Anne ve babalar çocukların bu durumundan oldukça şikâyetçi olup söylenip duruyorlar. Zamanında ipleri çocuğun eline veren anne ve babalar zaman geçtikçe çocuk üzerindeki etkisini kaybetmektedir. Bu yüzden küçük yaşta çocuğa hükmetmek gerekir. Küçük yaşta iken sınırsız özgürlük verilen çocuklar zamanla anne ve babasını artık takmaz hale geliyor. Anne ve babanın sözü artık evde geçmez hale geliyor.

Çocuğa sunulan zengin imkanlar, kolay elde edilen şeyler zamanla değerini yitiriyor. O yüzden çocukları hazır elde etmeye alıştıran anne ve babalar zamanla bunun sıkıntısını çekiyor.

ÖSYM YGS Sınav İstatistiklerini Açıkladı

ÖSYM YGS Sınav İstatistiklerini AçıkladıÖSYM  YGS sınavına ilişkin istatistik verileri açıkladı. Verilerde değerler çok ilgi çekici ve göze çarpıcı geldi. İşte ÖSYM’nin YGS istatistikleri:

1- 102.949 kişi sınava girmekten son anda vazgeçti. 2 milyon 265 bin 844 adayın 102 bin 949’u başvuru yapıp ücret ödediği halde sınava girmediği açıklandı.  Geçen yıl bu sayı 61 bin 482 de kalmıştı.

2-  103.492 aday sınav ücretini ödemediği için sınava giremedi. Geçen yıl bu sayı 62 bin 822 idi.

3- 1457 adayın sınavı çeşitli nedenlerle geçersiz sayıldı. Bu sayı geçen yıl 473’dü.

4- YGS-1 Sınavında 1 milyon 301 bin 126 aday 150 ve üzeri puan aldı. 773 bin 322 aday 180 ve üzeri puan aldı.

5- YGS-2 Sınavında 1 milyon 308 bin 936 aday 150 ve üzeri puan aldı. 762 bin 359 u 180 ve üzeri puan aldı.

6- YGS-3 Sınavında 1 milyon 824 bin 654 aday 150 ve üzeri puan alırken 1 milyon 476 bin 908 i 180 ve üzeri puan aldı.

7- YGS-4 Sınavında 1 milyon 805 bin 711 kişi 150 ve üzeri 1 milyon 426 bin 897 si 180 ve üzeri puan aldı.

8-YGS-5 Sınavında 1 milyon 726 bin 622 kişi 150 ve üzeri 1 milyon 317 bin 761 kişi 180 ve üzeri puan aldı.

9- YGS-6 sınavında 1 milyon 573 bin 155 aday 150 ve üzeri 1 milyon 84 bin 180 aday 180 ve üzeri puan aldı.